Derslerimiz

20/11/2007 - HARPUT

HARPUT

HARPUT

Mevcut  tarihi  kaynaklara  göre  Harput’un  en  eski  sakinleri  M.Ö.  2000  yıllarından  itibaren  Doğu Anadolu’ya  yerleşen  Hurrilerdir. Hurrilerden  sonra  bölgenin,  Hitit  hakimiyeti  altına  girdiğini  görmekteyiz.  Çok  uzun  sürmeyen  Hitit  hakimiyetinden  sonra  M.Ö.  9. Asırdan  itibaren  Doğu Anadolu’da  devlet  kuran  Urartular  Harput’ta  uzun  süre  hüküm  sürmüştür.  Bugün  bile  tarihi  heybetiyle  ayakta  duran  Harput  Kalesi  Urartu  devrinin  izlerini  taşımaktadır.  Kale’de kaya  içine  oyulmuş  merdivenler,  tünel  ve  hücrelerle  su  yolu  bulunduğu  tespit  edilmiştir.   M.Ö.  9.  Asırdan  beri  bu  kalesiyle  müstahkem  mevkii  olarak  bilinen  Harput,  en  az  4000  yıllık  bir  maziye  sahip  bulunmaktadır. 

Harput  isminin  ilk  hecesi  olan  Har, taş  (kaya) anlamına,  son  hecesi olan  put   (berd) ise   kale  anlamına  gelmektedir.  Günümüz  Türkçe si  ile  Taş  Kale  anlamını  taşımaktadır.  

Harput’un;  M.S. 1.  asırdan  3.  asra  kadar,  zaman  zaman  Romalıların  siyasi  ve  askeri  nüfuzunda  kaldığını   görmekteyiz.  Ancak  Romalıları  Anadolu’dan  çıkarmak  için  uzun  ve  çetin  mücadeleler  yapan  Pontus  Kralı  Mithradates  devrinde  ve  ondan  sonraki  zamanlarda el  değiştirdiği de  bilinmektedir.  Bununla  beraber,  Miladi 3. asırda, İmparator  Dioclatianus  zamanından  itibaren  Harput   bölgesi  tamamen  Roma  İmparatorluğuna  bağlanmıştır.

Daha  sonra  Sasanilerle,  Bizanslılar  arasında  devam  eden  harplerde   daima  ihtilaf  hududu  olarak  görülen  ve  kimi  zaman   Sasanilerin,  kimi   zaman  Bizanslıların  hakimiyetine  girerek  el  değiştiren  Harput’ta  Bizans  hakimiyetinin  ilk  devresi  7.  asrın  ortalarına  rastlar.  Ancak  Hz.  Ömer  zamanında  Suriye  ve  Irak’ı  ele geçiren  Arapların  7.  asrın  ortalarına  doğru  Harput  ve  çevresini de  zapt ettiklerini  görüyoruz.  Bu  şekilde  başlayan  Arap  hakimiyeti,  10.  asrın  ortalarına  kadar  devam  etmiştir.

Harput’ta, Romalılar  devrinde  olduğu  gibi,  Araplar  devrinde de   etkin  bir  ize  rastlanmamıştır.  Bölge,  daha  çok  Bizans  ve  Arap  siyasi  ve  askeri  gücünün  gövde  gösterilerine  sahne  olmuştur.  

Harput’un  Bizanslıların  hakimiyetine  ikinci  defa  geçişi  10. asra  rastlar.  Bizanslıların  İslam  alemine  karşı  giriştikleri  büyük  seferlerin  ilk  hedefi  daima  Harput  olmuştur.  Nitekim,  ilk  taarruzda  Bizanslılar  Harput’u  ele  geçirmişler  ve  burada  bir  vilayet  teşkilatı  kurarak  kaleleri  tahkim  etmişlerdir.

Bizans  tarihinde  Harput,  bugünkü  söyleyişe  çok  yakın  olarak “Harpote”  diye  geçmektedir.  Aslında  Harput  bölgesi de “Mesopotamia” olarak  adlandırılmaktadır.  Harput’ta  Bizans  hakimiyeti  aşağı  yukarı  11.  asrın  sonuna  kadar  devam  etmiştir.

Harput’un  Türklerin  Eline  Geçişi   :

Harput  ve  çevresi,  26  Ağustos  1071  Malazgirt  muharebesinden  sonra 1085  yılında  Türklerin  eline  geçmiştir.  Bu  ise  Selçuklular  devrine  rastlamaktadır.

Harput’un  ilk  Türk  hakimi  Çubuk  Bey’dir.  Çubuk  Bey,  burada  diğer  Selçuk  ümerası  gibi  Selçuklu  Sultanına  bağlı  olmak  şartıyla  bir  hükümet  kurmuştur.  Kendisine  oğlu  Mehmet  Bey,  halef  olduğu  içindir ki,  Harput  tarihinde  bu  devire “Çubukoğulları  Devri”  denir.  Çubukoğulları  ve  onlarla  birlikte  gelen  Türkmenlerin  Harput  halkının  ecdadını  teşkil  ettiğine  şüphe  kalmamıştır.

Harput’un  Türkler  tarafından  alınmasına  kadar  sadece  müstahkem  bir  kale  hüviyetinde  kalan  bu  yer,  Türklerle  beraber  büyüyen  bir  şehir  haline  gelmiştir.  Çubukoğulları  devrinden  sonra  Harput’ta  “Artukoğulları  Devri”  başlar. 12.  asrın   ilk  yıllarında  başlayan  bu  devir,  1234  yılına  kadar  devam  etmiştir.

Artukoğullarının,  Türkmenleriyle  beraber  Doğu  Anadolu’ya  gelip  yerleşmelerinden  sonra  bir  kol da  Harput’a  gelmiştir.  Bunlara  bu  sebeple  “Harput  Artukluları”   denmektedir.

Artukoğulları  devrinde;  adı  hala  Harput  ve  Elazığ’da  anılan  Belek  (Balak)  Gazi’nin  Harput’un  yetiştirdiği  en  ünlü Türk  Fatihi  olduğu  bilinmektedir. (1965  yılında  Harput  Turizm  Derneği   tarafından  Belek  Gazi’nin,  at  üstünde  güzel  bir  heykeli  yaptırılmıştır.)  Onun  en  önemli  hizmeti,  Haçlı  seferleri  sırasında  görülmüştür.  Selahattin  Eyyubi  ile  mukayese  edenler  bile  olmuştur.  (Tarihçiler  son  araştırmalar  ışığında  Balak  Gazi’nin  asıl  isminin  “Belek  Gazi”  olduğunu  ifade  etmektedirler.)

Balakgazi’den  sonra  1185 yılına  kadar  Harput’ta yine  Artukoğullarından  gelen  Prensler,  hüküm  sürmüşlerdir.  Bunlardan  Fahrettin  Karaaslan’ında  Harput  tarihinde  unutulmaz  yeri  ve  eserleri  vardır.  1148-1174  yılları  arasında  Harput’ta  hüküm  sürmüş  ve  burada  bulunan  Ulu  Camiyi  yaptırmıştır.

1234  yılında  Harput’ta  Artuk Hanedanının hakimiyeti  son bulur  ve Harput   Selçuklu  Hanedanına  ilhak  olunur.  Selçuklular  devrinde  Harput,  bir  Subaşı  tarafından   idare edilmiş  ve  bu  devirde  “ Arap  Baba Camii ”ve  bitişiğindeki  türbe  hariç  önemli  bir  eser  bırakılmamıştır.

Anadolu   Selçuklularının  bölgedeki  hakimiyeti  sona  erince, 14.  asırda  Harput’ta  bir müddet  İlhanlıların daha sonra da  Dulkadiroğullarının  hüküm sürdüklerini   görüyoruz.    Dulkadiroğulları  devrinden  sonra da  Harput, 1465 de  Uzun Hasan tarafından  zapt edilmiş  ve  40 yıl  kadar  Akkoyunluların   idaresinde  kalmıştır. 

Akkoyunlulardan  sonra  1507 yılında  Harput,  Şah  İsmail’in  idaresine  geçmiştir.  1516  yılında  Çaldıran  muharebesinden  sonra  Osmanlı  ordusu  tarafından  fethedilmiştir. 

Osmanlı  İdaresine  geçen  Harput,  başlangıçta  Diyarbakır  Eyaletine  bağlı  bir  sancak  halinde  teşkilatlandırılmıştır.  1530  tarihli  bir  kayda  göre  Harput’ta  o  zaman  14  Müslüman,  4  ermeni  mahallesi  vardı. 19. Asrın  sonlarında  Harput’ta  2670  ev, 843  dükkan,  10  cami,  10   medrese,  8  kütüphane  ve  kilise,  12  han  ve çeşitli büyüklükte   90  hamam  bulunduğu  Kamus-ül-a’lam’da  belirtilmektedir.

Yukarıda  tarihi  devirlerinden  kısaca  bahsettiğimiz  Harput,  birbirine  benzeyen  sebeplerle  tarihe  karışan  birçok  eski  Türk  şehirleri  gibi  nihayet  terk edilmiş  ve  yerini  bugünkü  Elazığ’a  bırakmıştır.  Bugünkü  Elazığ,  II.  Mahmut  zamanında,  1834  yılında  şark  vilayetlerinde  ıslahata  ve  devlet  otoritesini  yeniden  kurmaya  memur  edilen  Reşit  Mehmet  Paşa  zamanında  halk  arasında  “ Mezra ” denilen  şimdiki  yerinde  kurulmaya  başlanmıştır.  

Aynı  yıl  içinde (1834)  hastane,  kışla  ve  cephane  binaları  yapılmış  Vilayet  Merkezi  Harput’tan  buraya  nakledilmiştir.  Bu  nakilde  Harput’un  artık  bir  hudut  şehri  olmaktan  çıkması,  gelişmeye  elverişli  olmaması, ana  yollara  sapa  kalması,  bilhassa  kış  mevsiminde  ulaşım  güçlüğü  ve  mezranın  güzel  bir  şehir  kurulmasına  elverişli  bulunması  rol  oynamıştır.

Yeni  kurulan  şehir  önceleri  eyalet  ve  bilahare  vilayet  merkezi  olmuş, bir  ara  Diyarbakır  vilayetine  bağlı  bir  Sancak  haline  getirilmiştir.  1875’de  Müstakil  Mutasarrıflık,  1879’da  da  tekrar  vilayet  olmuştur.  Osmanlı  devletinin  son  yıllarında  Malatya  ve  Dersim  Sancakları da  buraya  bağlanmış  1921’de  bu  iki  sancakta  Elazığ’dan  ayrılmıştır.

Sultan  Abdulaziz’in  tahta  çıkışının  5.  yılında   Hacı  Ahmed İzzet  Paşa  devrinde  buraya  tayin  edilen  Vali  İsmail  paşanın  teklifi  ile   1867  yılında  “Mamurat ul -Aziz”  adı  verilmiştir.  Fakat  telaffuzu  güç  olduğundan  halk  arasında  kısaca  “ELAZİZ”  olarak  söylene gelmiştir.    

Atatürk’ün  1937  yılında  şehre  teşrifleri  sırasında Atatürk’ün teklifi ile “Azık  İli”  anlamına  gelen  “ELAZIK” adı  verilmiş, bu  isim  daha  sonra  “ELAZIĞ” a dönüşmüştür.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/11/2007 - BUZLUK MAGARASI

BUZLUK MAGARASI

   Tarihi  Harput  beldesinin  kuzeydoğusunda  Elazığ’a 11  km.  uzaklıktadır.

            Buzluk  mağarası,  jeomorfolojik  yapısı  nedeniyle  burada  gerçekleşen  klimatolojik  şartlar  ve  hava  sirkülasyonu  özelliğinden  dolayı  yaz  ayları  içinde  doğal  olarak  tabakalar,  sarkıt  ve  dikitler  halinde  hatta  bazı  kısımlarında  bal  peteğini  andıran  buz  tabakaları  oluşturmaktadır.  Kış  aylarında  ise  tam  tersine  içerisinde  sıcak  hava  oluşmaktadır. 

            Mağaranın  tarihinin,  Harput’un  tarihi  kadar  eski  olduğu,  Harput’un  ilk  sahipleri  olan  Urartular  dönemine  kadar  uzandığı  salnamelerden  bilinmektedir.

            1990  yılında  merdiven  basamakları  ve  aydınlatılması  yapılan  mağara,  Türkiye’de  gezilebilen  on  mağara  arasında  yer  almaktadır.  Buzluk  Mağaraları,  çevresinin doğal  güzelliği  yanında  tarihi  Harput  beldesinde  bulunması,  tarih  ve  doğanın  iç  içe  bulunduğu  nadir  turistik  yörelerimizden  biridir.  Yılda  yaklaşık  15-20  bin  kişi  mağarayı    gezmektedir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/11/2007 - HAZAR GÖLÜ

HAZAR GÖLÜ

HAZAR GÖLÜ

 Elazığ'a 22 km. Uzaklıkta, Elazığ - Diyarbakır karayolu güzergahında olup, Hazarbaba ve Mastar dağları arasına sıkışmış tektonik bir göldür.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin kendine has plajları olan su sporları ve balık avcılığı yapılan en önemli gölüdür.

Uzunluğu 22 km., genişliği 5-6 km. olan göl, günün her saatinde değişik görünüm kazanarak mavinin ve yeşilin her tonunu gösterir. Suyu berrak, sodasız ve tuzsuzdur.

Çevresinde 25'e yakın kamu kurum ve kuruluşlarına ait eğitim ve dinlenme tesislerinin yanı sıra turizm Bakanlığından belgeli otel, motel lokanta ve günübirlik piknik alanı, ayrıca özel kuruluşlar tarafından işletilen balık evleri bulunmaktadır.

Son zamanlarda çevresinde çok sayıda ikincil konutlar ve yazlıklar ile tatil sitelerinin yapıldığı göl, çevre illerin de faydalandığı tatil merkezi konumundadır.

          

Yaz ayları boyunca nüfus yoğunluğunun arttığı gölde, 1990 yılında yapılan araştırma neticesinde; içerisinde batık bir kentin olduğu keşfedilmiş, bu da göle ayrı bir gizem kazandırmıştır.

Hazar Gölünün, Kilise Adası civarından başlayan batık kentin Sivrice ilçesine kadar uzandığı tespit edilmiş olup, bilimsel araştırmalarla tarihinin ve orada oluş nedeninin ortaya çıkarılmasını bekleyen, aşım sorunu olmayan göl, yerli ve yabancı turizme her yönüyle hizmet vermektedir.

PLAJLAR VE SAHİL

 

İlimizde bulunan Hazar Gölünün çevresinde kamu kurum ve kuruluşlarına ait kamp ve dinlenme tesisleri ile muhtelif yerlerinde halka açık kamp yerleri bulunmaktadır. Göl sahillerindeki kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlara ait plajlardan 9 adedine Avrupa Çevre Eğitim Vakfı tarafından verilen “Mavi Bayrak” alınması için su analizleri yapılmakta ve bu konudaki çalışmalar devam etmektedir. 1997 Yılında bu plajlardan Tur-Pol Turistik Tesislerinin bulunduğu plaja Mavi Bayrak verilmiş ve Hazar Gölü sözkonusu vakıf tarafından yayınlanan broşürlerde yer alarak tüm dünya ya tanıtımı sağlanmıştır. Kamuoyunun dikkatini kıyı şeritlerine çekerek, insanların kıyılar üzerindeki etkisini, bunların sağlıklı korunması için her bireyin neler yapması gerektiğini araştıran, özendirme yoluyla yüzme amaçlı kullanılan deniz ve göl sularının temizliğini, kıyıların düzenini, plaj hizmetlerinin düzeyinin yüksekliğini sağlamaya yönelik bir çalışma olan Mavi Bayrak Kampanyası ve bu kampanya kapsamına alınan Hazar Gölünde aşağıda belirtilen 9 adet plaj Mavi Bayrak alması halinde, İlimiz dolayısıyla bölgemiz Avrupa Eğitim Vakfı tarafından yayınlanan broşürlerde tüm dünyaya duyurulacak ve daha geniş şeklide tanıtılması sağlanacaktır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/11/2007 - camiler ve türbeler

camiler ve türbeler

Ulu Camii : 

 Harput’ta Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından H.551 (M.1156-1157) yılında yaptırılan camii, Anadolu'daki en eski ve en önemli yapılardan birisidir. Cami; dikdörtgen planlı, dışa kapalı görünümlü olup, minaresinin eğri durumda oluşu ve tuğlalarının süsleme öğesi olarak kullanılması bakımından ilgi çekicidir. Harim son cemaat ve avlu olmak üzere üç bölümden yapılmıştır. Caminin iç duvarları kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Cami halen ibadete açıktır.                    

Sarahatun (Sarayhatun) Camii :

Akkoyunlu devrine ait cami, Akkoyunlu Hükümdarı Bahadır Han’ın (Uzun Hasan) Annesi Sara Hatun tarafından 1465 yılında mescid olarak yaptırılmıştır. 1585 yılında tamir edilmiş, 1843 yılında da yapılan onarımla da bugünkü halini almıştır. Cami, kare planlı olup orta kısmının üzeri dört kalın sütuna dayanan kubbe ile kenarları ise tonozla örtülüdür. Mihrap sade bir iniş halindedir. Minberi, taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Minaresi iki renk kesme taştan yapılmıştır.

Kurşunlu Camii :

Harput’ta Osmanlı devri camilerinin en güzel örneklerinden biridir. 1738 - 1739 yıllarında yapılmıştır. Cami,  kare  yapılı,  üzeri  büyük  bir  kubbe  ile  örtülü  ve  kubbeye  giriş  trompludur.  Kubbe  kasnağında  dört  penceresi  olup,  mihrabı  sade  bir  niş  biçimindedir.  Son  cemaat  mahalli  üç  kubbelidir.  Kubbelerin  üzeri  kurşunla  kaplıdır.  Harim  kapısı  yonca  şeklinde  olup,  minaresi  kesme  taştan  yapılmıştır.      

Alacalı Camii :

Harput’ta  Kitapçıgil  parkının  girişinde  bulunan  camide  çeşitli  yapı  devirlerinin  izleri  görülmektedir.  Küçük  ebatta  ve  dikdörtgen  planlıdır. Artukoğulları  döneminde  yapılmasına  karşılık,  XIX.  Yüzyılda  büyük  bir  onarım  görmüştür.  Tavandaki  ahşap  işçiliği,  bu  devirin  onarımına  aittir. Cami  kapısı  batıda  yer  almakta  olup,  bir  yonca  yaprağı  şeklindedir.  Kapı  üzerinde  merdiven  ve  minare  bulunmaktadır.  Minare,  şerefeye  kadar  sıra  ile  siyah-beyaz  taşla,  şerefe  ise  dama  şeklinde, siyah-beyaz  kesme  taşla  örülüdür.

Ağa Camii :

Harput’a  girişte  ana yolun  solunda  yer  alan  cami’nin  kubbesi  çökmüş  olup,  yalnızca  zarif  minaresi  ayaktadır.  Minare  kare  kaideli  ve  sekizgen  gövdelidir.  Harput  Müzesindeki  kitabesine  göre  967  H. (1559 M.) yılında  Pervane  Ağa  tarafından  inşa  edilmiştir.  Cami  aslına  uygun  olarak  restore  edilerek   ibadete  açılmıştır.        

 Merkez Camii :

 Palu ilçesindedir. Dikdörtgen planlı ve düz damlıdır. İçten sütunlarla ve payelerle üç nefe ayrılmıştır. Mihrap taş işçiliği yönünden ilgi çekicidir.Yeşil sırlı tuğla ile örülmüştür.

 Arap Baba  Mescidi  ve  Türbesi  :

Selçuklu  hükümdarlarından  IV. Kılıçarslan’ın  oğlu,  III.Gıyaseddin  Keyhüsrev  zamanında  H. 678  yılında  inşa  edilmiştir.   Minaresi  dıştan  türbe  ile  mescidin  tam  orta  kısmına  gelen  bölümde  yapılmıştır.  Kapısı  mescidin  içindedir.  Kaidesi  alttan  beş  sıra  taş  üstünde  alçı  ve  sıva  izi  görülen  ve  hemen  hiçbir  Selçuklu  Mescidinde  bulunmayan,  emsalsiz  sırça  bordürlüdür.  Mescit  kare  planlıdır.  Selçuk  üçgenleri  ile  kubbeye  geçilir.  Kubbe  içinin  kornişlerinin  çinili  olduğu  bilinmektedir.  Korniş  ve  çinilerle  düzenlenen  mihrabın  üst  kısmı,  beş  dişlidir.  Büyük  kemeri  vardır.  Arabesk  plament  ve  su  yolludur.

 Türbenin  alt  kısmında  ise  yüzyıllara rağmen bozulmamış naaşı ile Arap Baba türbesi mevcuttur.  Halk  arasında  Arap Baba  diye  anılır.  Arap Baba  ile  ilgili  çeşitli  rivayetler  anlatılmaktadır.

 Fetih  Ahmet  Baba  Türbesi  :

Harput’a  2 Km.  uzaklıkta  olup,  kaya  üzerine  inşa  edilmiş  türbenin  yanında  mescidi  bulunmaktadır. Türbe  altıgen  planlı,  üst  kısmı  sonradan  yapılmış,  yalnız  cenazelik  kısmı  mevcuttur.  İçinde büyük  bir  sanduka  bulunmaktadır.

          

 

 

 Mansur Baba  Türbesi :

Harput’ta  kaleye  giden  yolun  solunda  bulunan  türbe,  sekizgen  planlı  olup,  kesme  taşlardan  yapılmış  kaide  kısmı  vardır.  İki  katlı  anıtsal  bir  yapı  olduğu  bilinen  türbenin  üst  örtü  sistemi  sonradan  yapılmıştır.  İçerisinde  Mansur Baba,  zevcesi,  oğlu  ve  kızına  ait  olduğu  bilinen  dört  sanduka  bulunan  türbenin  Artukoğulları  devrine  ait  olduğu  ihtimali  kuvvetlidir.               

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/11/2007 - DOĞAL ŞİFA ÜRÜNLERİ

DOĞAL ŞİFA ÜRÜNLERİ

Alfalfa Ekstresi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ     

    Alfalafa mineral ve besleyici gıdalar yönünden çok zengindir. Yaprakları, yüksek oranda magnezyum, potasyum,  karoten,  protein, E ve K vitaminleri içerirler. Özellikle böbrekler ve idrar yolları hastalıkları ile sindirim sisteminde, böbrek kum ve taşları ile kan şekerini düşürmede etkilidir...    Ayrıntılı Bilgi

Arı Sütü

      Arı sütü ; işci arıların gırtlak bezelerinden salgılanan bir bal emülsiyonudur . Kraliçe Ari Sütü - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ arının besini olup , besin değeri son derece yüksektir. Bu besinde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Araştırmalar, arı sütünün insan vücuduna da, en az kraliçe arıya sağladığı yayar kadar yarar sağladığını ortaya koymaktadır.

Ayrıntılı Bilgi

Bilge Zayıflama Çayı Bilge Zayiflama Çayi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ

  Zayıflamak istiyorsunuz ama iştahınızı bir türlü engelleyemiyorsunuz ve fazla    yağlarınızı eritmek için spor yapmaya ya da yürümeye pek zaman da  bulamıyorsunuz. Üstelik diyet yapmaktan da hiç mi hiç hoşlanmıyorsunuz. Bilge Zayıflama Çayı tam size göre...  Ayrıntılı Bilgi

 

Çuha Çiçeği Yağı

Çuha Çiçegi Yagi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ     Çuha Çiçeği tohumlarının belirli bir sıcaklık ve basınç altında preslenmesi sonucu elde edilmiş tamamen doğal bir üründür. Hiçbir ek katkı maddesi içermez. Yüksek oranda Gamma -Linoleik Asit ( GLA ), potasyum ve mağnezyum içerir. GLA önemli yağ asitlerinden biridir.  GLA sağlık için gereklidir çünkü vücuttaki bütün organları kontrol eden ve hormonlara benzer etki gösteren maddelerin ( Prostoglandin-PGS ) üretiminde kullanılır. Bu bileşikler özellikle kalp ve dolaşım sistemi, deri ve savunma sisteminde etkilidir...   Ayrıntılı Bilgi

Sayfa Başı

Doğal Kas Güçlendirici - Kreatin

Kreatin - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ Amerika’da çeşitli sporcular üzerinde yapılan testlerde 28 gün boyunca düzenli kreatin alan sporcularda yağsız kas miktarında ve kaldırılan ağırlıklarda, kreatin kullanmayan fakat aynı egzersizlere katılan sporculara göre ortalama %51 oranında artış gözlenmiştir. 1992 Barcelona (İspanya) Olimpiyatları’nda ... Ayrıntılı Bilgi

 

Goraka Ekstresi

Goraka Ekstresi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ

       Goraka Ekstresi , Güneydoğu Asya'da yetişen Goraka ağacının kabuklarından standardize edilerek elde edilmiştir. Yüksek oranda HCA içerir ve doğal bir diyet ürünüdür. Goraka Ekstresi merkezi sinir sistemini uyarmaksızın doğal kilo kaybını sağlar ve merkezi sinir sistemini uyaran maddelerin kullanımından meydana gelen yan etkilere sebep olmaz ...    Ayrıntılı Bilgi

 

İsveç iksiri

isveç iksiri - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ

    İsveç iksiri 'nin reçetesi,  ünlü Isveçli Doktor Samst 'ın notları arasında, ölümünden sonra bulunmuştur. Doktor Samst, 104 yaşında iken attan düşerek bir kaza sonucu ölmüştür. Özellikle Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Uzun yaşam iksiri olarak da bilinir...    Ayrıntılı Bilgi

Kırmızı Kore Ginseng'i

Kırmızı Kore Ginsengi - Ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZ Çin kaynakları; Kırmızı Kore Ginseng ’inin kalp, akciğer, sindirim sistemi organları, karaciğer ve böbrekler üzerinde oldukça etkili bir tonik etkisine sahip olduğunu yazmaktadır. O, aynı zamanda ruhsal düzeni sağlayıcı, korkuları giderici, gözlere parlaklık ve canlılık verici, zihni açıcı, anlayış yeteneğini, vücut enerjisini ve yaşam süresini artırıcı bir şifalı bitki olarak da belirtilmektedir... Ayrıntılı Bilgi

Kokusuz Sarımsak Tableti

Kokusuz Sarimsak Tableti - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ    Sarımsağın antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot ’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak , soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir... Ayrıntılı Bilgi

Köpek Balığı Karaciğer Yağı

Köpek Baligi Karaciger Yagi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ     Köpek Balığı Karaciğer Yağı ; derin ve soğuk denizlerde yaşayan köpek balıklarının karaciğerlerinden süzülerek elde edilmiştir. Biyolojik etkisi içerdiği ve alkilgliserol'lar ( AKG's )  olarak adlandırılan maddelerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, Omega-3 grubu ve serbest yağ asitleri ile Vitamin A, Vitamin D,Vitamin E (Doğal), Demir, Çinko ve Bakır mineralleri de içermektedir. Özellikle kan ve kan hastalıkları ile vücudun bağışıklık sisteminde etkilidir...    Ayrıntılı Bilgi

Köpek Balığı Kıkırdağı

Köpek Baligi Kikirdagi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ     Köpek Balığı  Kıkırdağı; yüksek oranda protein, kalsiyum ve sülfür içerir. Özellikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, tümörlerin büyümesinin veya yay ile eklem romatizmasının iyileştirilmesinde ve cilt hastalıklarında etkilidir...    Ayrıntılı Bilgi

Sarı Kantaron Ekstresi

Sari kantaron Ekstresi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZSarı Kantaron Ekstresi ( Binbirdelik otu ); kronik yorgunluk sendromunda, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde son derece faydalıdır. Açık yaralarda, yeni yaralanmalarda, he ( Deride mavi-mor lekeler) , beze şişkinliklerinde, güneş yanıklarında ve pürüzlü yüz ciltlerinde bakım toniği olarak kullanılmakla kalmayıp, uçuklar ( herpes ), varisli damarlar, basurlar ( hemorrhoids ), sırt ağrıları, lumbago, siyatik, mafsal (eklem) iltihabı, romatizma ve   felçli-inmeli ( paralysis ) bölgelerde de etkili bir friksiyon ...   Ayrıntılı Bilgi

   Sayfa Başı

Somon Balığı Yağı Kapsülü

Somon Baligi Yagi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ

    Somon Balığı Yağı , düzenli olarak kullanıldığında çarpıcı bir biçimde kandaki kolesterol ve trigliserin seviyesini düşürür ve normal değerde tutar. Düşük kolesterol seviyesini ise normal değere çıkarır. Kanı inceltir ve damar içindeki pıhtılaşmasını engeller. Kan basıncını (tansiyon) düzenler. Kalp krizi riskini azaltır. Damar sertliği oluşumunu yavaşlatır. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve cildi güzelleştirir. Yaşlılık etkilerini geciktirir ...    Ayrıntılı Bilgi

Süper Antioksidan

                     Süper Antioksidan - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ

  Süper Antioksidan; Japon Eriği , Sarmısak (kokusuz), Mavi-Yeşil Alg (Yosun), Havuç , Portakal ve Badem konsantreleri ilave edilmiş Activin Üzüm Çekirdeği Ekstresi 'den oluşan mükemmel bir bitkisel komplekstir ...  Ayrıntılı Bilgi

Süper Ginkgo

Süper Ginkgo - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ

    Süper Ginkgo ; Arı Poleni  , Asya Sutaşı (Gotu Kola), Japon Eriği (Ginkgo Biloba), Sibirya Ginsengi   ve Arı Sütü 'nden oluşmuş süper bir bitkisel kombinasyondur. Devamlı dikkat gerektiren veya yoğun ve stresli işlerde çalışanların; dikkat, enerji ve performansını arttırmak için özellikle önerilmektedir...    Ayrıntılı Bilgi

Stevia Ekstresi

Stevia Ekstresi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ     Günde 10-15 bardak çay yada kahve içen birisinin , aslında 2 avuç dolusu şeker (20-30 adet kesme şeker ) yediğinin farkında mısınız? Stevia Ekstresi 'nin en büyük özelliği bir doğal tatlandırıcı ve diyet gıdası olarak hiç bir şekilde kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermemesidir. Su bazlı olarak üretilir ve üretiminde alkol ya da herhangi bir kimyasal madde kullanılmaz. Stevia Ekstresi kandaki şeker düzeyini yükseltmeksizin, şişmanlatmaksızın ve kalori vermeksizin içeceklerinizi veya gıdalarınızı tatlandırır.  Bir büyük fincan black (sütsüz) nescafe için 1 gr 'lık paket fazlasıyla yeterli olur ve alıştığınız şeker tadında herhangi bir fark ya da koku hissetmezsiniz ...    Ayrıntılı Bilgi

Tonalin

Tonalin  - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ     Tonalin ; vücut yağlarının azaltılmasında ve yağsız kasların arttırılmasında çok önemli bir rol oynar. Tonalin, ayçiçeğindeki doymamış yağ asitlerinden elde edilmiştir ve yüksek oranda konjuge linoleik asit ( CLA )- içermektedir. Doğal zayıflatıcı olarak kullanılır ...    Ayrıntılı Bilgi

Üzüm Çekirdeği Ekstresi

Çam Kabugu ve Üzüm Çekirdegi Ekstresi - Ayrintili bilgi için TIKLAYINIZ     Üzüm çekirdeği Ekstresi , özellikle sigara içen veya alkol alan kişiler  ile doğum kontrol hapı kullanan bayanlar için çok değerlidir. % 95 oranında Proanthocyanidin içerir. Doğal antioksidandır . Antioksidanlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol veya kirli hava v.s ile  alınan zararlı maddeleri (serbest radikalleri) nötralize ederler (Etkisiz hale getirirler)...    Ayrıntılı Bilgi

 

[ç]alıntıdır kaynak:http://dersleriniz.blogcu.com

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ben ilk önce kendimi tanıtayım. Adım Ufkun 11 yaşındayım ve ilk öğretim 5'e gidiyorum. Okulumun adı: Mirza Nil ilk öğretim okulu aslında Aydoğdu ilk öğretim okuluydu. Fakat bir deprem olunca okulumuz hasar gördü bunun için devletin verdiği para yetmedi bu yüzden bir hayırsever yaptırdı ve adını değiştirdi. Ben İzmir' de yaşıyorum.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

Saat